 Ocak ayının giderayak yaptığı sürpriz ile dışarısının beyaza büründüğü bu günlerde, kış hastalıklarından korunmak için sıkıp suyunu içtiğimiz, akşam yemeğinden sonra hararetimizi söndürmek için soyup yediğimiz meyvelerden portakal, bizi dirençli kıldığı gibi, kendisi de dayanıklı bir meyvedir. Buzdolabında veya soğuk balkonlarımızda rahatlıkla saklayabiliriz. Bilhassa haftalık semt pazarlarında ve marketlerin indirim günlerinde ucuza alabildiğimiz portakal, uzun süre saklanabilirliği ve uygun fiyatı ile ekonomik bir besin maddesi olduğu gibi, doğal ilaç olarak da her an elimizin altında bulundurabiliriz. Öğrenciler ile çalışan her yaştan kadın ve erkeğin, günboyu ihtiyaçları olan enerji için kahvaltı öğününü geçiştirmemeleri gerekmektedir. Peynir, zeytin, yumurta, yağ ve reçel temelinde olup, çok çeşitli varyasyonlarla zenginleştirilebilen geleneksel kahvaltı sofralarımızın beslenmemiz için yeterli olduğu, ayrıca vitamin takviyesine gerek olmadığı bilinmektedir. Kahvaltı sofralarımızın, hatta Ramazan ayında kurulacak iftar sofralarının da olmazsa olmazı reçellerimizden, kendine has kokusu ve rengi ile farklı bir yere sahip olan portakal reçelinin bizim -aile- soframızda yer alışı pek eskiye gitmez. Çocukluğumdan hatırladığım -evimizde pişen- vişne ve çilek reçellerinden sonra, bilhassa Antalya'ya yapılan seyahatler vesilesiyle keşfettiğim -tattığım -Turunç reçellerinin acımtrak tadı bana çok egzotik gelmiştir. Kar yağışını evden seyrederken, benim gibi çalışmayan hanımlar için yazmak üzere portakal reçeli kaynatmaya karar vermiştim ki gazetedeki bir haberde yer alan Filiz Akın'ın demeci bütün moralimi yerlebir etti. "60'ında 40 göstermenin sırları" başlığı altındaki haberde dünya sinema artistlerinden verilen örnekler dışında bizden de bazı ünlü hanımlara yer vermişler. Habere göre Filiz Akın, genç yaşlanmak istediğini, reçel kaynatan ninelerin zamanının geçtiğini beyan etmiş. Moralim bozuldu ama kendime verdiğim sözden vazgeçmedim. Zaten, portakallarda geceden beri suyun içindeydiler. Kaynatmaktan başka çarem yoktu. Bu reçeli ilk defa bugün kaynattım. Suyu az ve kıvamlı, meyvesi tatlı-şekerleme gibi yenilebilecek bir reçel oldu. Arzu edenler deneyebilir. Hoşçakalın...Afiyetle kalın...
Malzemeler: 5 adet Portakal 4 Su bardağı Tozşeker 4 Su bardağı Su 1 adet Limon Limon tuzu Yapılışı: Akşamdan iyice yıkanıp, iki saatte bir, iki defa suyu değiştirilen portakallar, sabaha kadar suyun içinde kalsınlar. Bu onların kabuklarındaki acılığı alacaktır. Biz portakal reçelinin acımtırak tadını sevdiğimiz için bu işlem yeterli gelmektedir. Acı tadı sevmeyenler, kabukların üzerlerindeki acılığı veren gözenekleri bıçak yardımıyla hafif hafif kazıyarak yok edebilirler. Evvela su ile şekeri ocağın üzerine oturtalım ve kaynamaya bırakalım. Sudan çıkardığımız portakalları, sebze tahtası üzerinde enlemesine olarak bir santim kalınlığında halkalar şeklinde doğrayalım. Halkaları bütün halinde kaynatabileceğimiz gibi benim yaptığım şekilde halkaları dörde bölüp, lokma büyüklüğünde de kaynatabilirsiniz. Ocağın üzerindeki şekerli su yarım saat kadar kaynadıktan sonra doğradığımız portakalları içine atalım, kabuklar yumuşayıncaya kadar kapağı kapalı olarak kaynatmaya devam edelim. Kabuklar yumuşayınca tencerenin kapağını açalım. İstenilen kıvama gelince, mercimek büyüklüğünde limon tuzu ve limon suyunu ilave edelim. İğne başı büyüklüğünde köpükler oluştuğunda reçel olmuş demektir. Ateşi kapatıp, soğumaya bırakalım. Ilınınca cam kavanozlara boşaltalım. Afiyet olsun... |